Showing posts with label Engizisyon. Show all posts
Showing posts with label Engizisyon. Show all posts

Friday, July 21, 2017

Izabel, Kolomb, Endülüs ve Engizisyon

http://www.thegreatcourses.com/courses/other-1492-ferdinand-isabella-and-the-making-of-an-empire.html

Kolomb, kararlaştırıldığı gibi Cadiz limanından değil ondan daha küçük olan Palos limanından yola çıktı, zira diğeri iğne atsan yere düşmeyecek kadar kalabalıktı. Binlerce, on binlerce Yahudi Cadiz limanı kullanılarak atalarının topraklarından atılıyorlardı.

Kolomb, Kraliçe İzabel sayesinde yolculuğunu gerçekleştirdi. Aynen Yahudiler gibi, zira onları ülkeden kovan da İzabel’di.

Katolik Krallar iki taneydi: İzabel ve Ferdinand; ancak Ferdinand iktidar işlerinden ziyade kadınlarla ve yataklarla meşguldü.

Yahudilerden sonra sıra Müslümanlara geldi.

İzabel, Müslümanların İspanya’daki son kalesini ele geçirmek için on yıl savaşmıştı. Haçlı seferi zafere ulaşıp Granada düşünce, orada yaşayan sonsuza dek cehennemde yanmaya mahkum ruhları kurtarmak için mümkün olan her şeyi yaptı. Sonsuz merhametiyle onlara affı ve din değiştirmeyi teklif etti. Şehir halkı bu teklife sopalar ve taşlarla yanıt verdi. Bu durumda İzabel ’in başka seçeneği kalmıyordu: Muhammed dininin kitaplarının yeni fethedilen şehrin büyük meydanında yakılmasını emrettikten sonra kendi yanlış dininde ve Arapça konuşmakta ısrar eden dinsizleri oradan kovdu.
Daha sonraki krallar tarafından imzalanan başka kovma kararnameleri bu temizlik operasyonunu pekiştirdi. İspanya, kanı bozuk evlatları olan Yahudileri ve Müslümanları bir daha geri dönmemek üzere sürgüne yolladı ve bunun neticesinde en iyi zanaatkârlarını, sanatçılarını, bilim adamlarını, en bilgili çiftçilerini ve en deneyimli bankacılarını ve tüccarlarını kaybetti. Buna karşılık olarak ülkedeki, hepsi de tertemiz Hıristiyan kanından, dilencilerin, savaşçıların, soylu asalakların ve fanatik papazların sayısı arttı.

Kutsal Perşembe günü doğmuş olan, Kederler Bakiresi ’nin sofuca müridi İzabel, İspanyol Engizisyonunu kurmuş ve kendi günah çıkarıcı papazı meşhur Torquemada’yı Baş engizisyoncu olarak atamıştı.

Mistik bir şiddet içeren vasiyeti inancın ve ırkın saflığının korunmasında ısrarcı oldu. Dinsizlere karşı inancı korumak için savaşmaktan asla vazgeçmemelerini ve Kutsal Engizisyonun yaptıklarını desteklemelerini kendisinden sonra gelecek hükümdarlardan hem rica etti, hem de bunu onlara emretti.

Wednesday, July 19, 2017

İşkenceci Aslında Neyi İtiraf Etmiş Oluyor



“El Kaide’nin ileri gelenlerinden İbni el Şeyh el Libi, 2003 yılında, Irak’ta kimyasal ve biyolojik silah kullanma eğitimi aldığını itiraf edene kadar işkenceye maruz kaldı. Bunun üzerine, Birleşik Devletler Hükümeti Irak’ın işgal edilmeyi hak ettiğini kanıtlamak için onun itirafına sarıldı.


Kısa bir süre sonra gerçek açığa çıktı: her zaman olduğu gibi, işkenceci ne söylemesini istediyse işkence kurbanı onu söylemişti.


Ne var ki bu saçmalık Birleşik Devletler Hükümeti’nin birçok artistik isim altında evrensel ölçekte işkence uygulamasını ve bunu telkin etmeyi sürdürmesini engellemedi: alternatif baskı aracı, yoğun sorgulama tekniği, baskı ve gözdağı taktiği, ikna yöntemi...


En güçlü medya kuruluşları, her geçen gün daha açık bir biçimde, bu insan eti kıyma makinesinin marifetlerini ortaya koyuyorlar ve her seferinde daha çok insanın alkışını ya da en azından onayını alıyorlar. Acaba bizim için bir tehdit oluşturan teröristlerden ve suçlulardan kendimizi korumaya hakkımız yok mu?


Engizisyoncular çok iyi biliyorlardı ve günümüzün ülke hırsızları da şunu çok iyi biliyorlar: İşkence halkı korumaya yaramaz, onu korkutmaya yarar.


Acı bürokrasisi, yerini sağlamlaştırmak için kendisine ihtiyaç duyan iktidarın hizmetinde işkence yapar. İşkenceye maruz kalan birinin itirafının neredeyse hiçbir değeri yoktur. Diğer yandan, o işkence odalarında iktidarın maskesi düşer. İktidar, işkence yaparak, çok korktuğunu itiraf etmiş olur.”


Parfümün İcadı Nasıl Oldu



Nostradamus’u bugün hâlâ bestsellers olmayı sürdüren kehanetlerinden biliyoruz.

Ama Nostradamus’un aynı zamanda doktor, sülüklerin iyileştireceğine inanmayıp vebaya karşı hava ve su öneren (hava havalandırır, su temizler) sıra dışı bir doktor olduğunu çoğumuz bilmeyiz.


Pislik salgınların daha hızlı yayılmasına neden oluyordu; ne var ki Hıristiyan Avrupa’da suya iyi gözle bakılmıyordu. Vaftiz hariç yıkanmaktan kaçınılırdı çünkü bu keyif verir ve günaha davet ederdi. Sıklıkla yıkanmak Engizisyon mahkemelerinde Muhammed sapkınlığının bir kanıtı sayılıyordu. Hıristiyanlık İspanya’ya yegâne gerçeklik olarak dayatılınca, Krallık Müslümanlardan kalan bir sürü halk hamamının yıkım kaynağı olmaları gerekçesiyle yerle bir edilmesini emretti.

Hiçbir aziz ya da azize asla banyoya adım atmamışlardı ve krallar arasında da yıkanmak nadir rastlanan bir olaydı; nitekim parfüm de bu yüzden icat edilmişti. Kastilyalı İsabel’in ruhu çok temizdi, ama tarihçiler hayatı boyunca iki kez mi yoksa üç kez mi yıkandığını tartışıyorlar. Yüksek topuk giyen ilk erkek, Fransa’nın çok zarif Güneş Kralı 1647 ve 1711 yılları arasında sadece bir kez yıkandı. O da doktor reçetesiyle.