Showing posts with label Suriye. Show all posts
Showing posts with label Suriye. Show all posts

Thursday, December 24, 2020

Syria

 


Syria is another multi-faith, multi-confessional, multi-tribal state which fell apart at the first time of asking. Typical of the region, the country is majority Sunni Muslim – about 70 per cent – but has substantial minorities of other faiths. Until 2011 many communities lived side by side in the towns, cities and countryside, but there were still distinct areas in which a particular group dominated. As in Iraq, locals would always tell you, ‘We are one people, there are no divisions between us.’ However, as in Iraq, your name, place of birth or place of habitation usually meant your background could be easily identified, and, as in Iraq, it didn’t take much to pull the one people apart into many.


When the French ruled the region they followed the British example of divide and rule. At that time the Alawites were known as Nusayris. Many Sunnis do not count them as Muslims, and such was the hostility towards them they rebranded themselves as Alawites (as in ‘followers of Ali’) to reinforce their Islamic credentials. They were a backward hill people, at the bottom of the social strata in Syrian society. The French took them and put them into the police force and military, from where over the years they established themselves as a major power in the land.

Saturday, August 26, 2017

101 Yıl Önce Suriye


1915 yılı sonunda Suriye’de zahire fiyatları aşırı arttı, bölgede büyük bir kıtlık yaşandı. Buna ertesi yıl veba salgını eklendi. Bütün bu felaketlerin üzerine Cemal Paşa’nın cepheye mühimmat şevkinde kullanılan trenlerin yakıt ihtiyacı için bölgedeki sedir ormanlarını katletmesi, ordunun hayvan ve yiyecek ihtiyacını karşılamak için halkın elindekilere geçersiz Osmanlı banknotları vererek el koyması eklenince Osmanlı idaresi ile bölge halkı arasındaki bağlar kopma noktasına geldi.

Bunlar olurken, Cemal Paşa’nın emriyle 1915 yılının son günlerinden başlayarak 1916 yılının Nisan ayına kadar Suriye ve Lübnan’da bir dizi tutuklama yapıldı. Suçlama devlete ihanet etmek, Fransa ve İngiltere’nin himayesinde bir Arap devleti kurmak ve Osmanlı halifeliğinin yerine bir Arap halifeliği tesis etmekti. Suriye’nin Aliye kasabasında kurulan mahkemede 200 kadar kişi yargılanmış ancak sadece üç kişi idama mahkûm edilmişti. Diğerlerine gıyaben idam, kalebentlik, kürek gibi cezalar verilmişti. Cemal Paşa kararı beğenmedi ve kendini mahkeme yerine koyarak geri kalan 23 kişinin de idam edilmesine karar verdi. İddialara göre, Mahkeme Başkanı Şükrü Bey, Cemal Paşa’nın idam cezası verirken dayandığı belgelerin eski tarihli (1913 yılına ait) olduğunu hatırlattığında Cemal Paşa “Tarih kafanda paralansın!” diye bağırmıştı.

İnfazlar 6 Mayıs 1916’da gerçekleştirildi. Yedi kişi Şam’da, 14 kişi de Beyrut’ta idam edildi. Özetle Cemal Paşa’nın Suriye ve Lübnan’daki “gaddarane idaresi’ ve özellikle idamlar Arap milliyetçiliğinde bir dönüm noktası oldu. (6 Mayıs bugün bile Suriye ve Lübnan’da ‘Şehitler Günü’dür.) İdamlardan 1,5 ay kadar sonra Mekke Şerifi Hüseyin’in kendi adına çıkardığı bir fetva ile başlayan sözde ‘Arap İsyanı’, Türk tarih yazımında ‘Arapların Türk- leri arkadan hançerlemesi’ olarak anılıyor.
 

Monday, September 2, 2013

Nusayrîler


Suriye'de nüfusa oranları en fazla yüzde on olan Nusayrîler (bunlara Alevîler de deniyor) ise, Hafız Esed'den önce birçok İranlı alim tarafından Müslüman kabul edilmeyen bir mezhebe bağlıdırlar. Hafız Esed darbe ile iktidara gelip de devlet başkanı olmak isteyince, o zamanın anayasasında 'devlet başkanlarının Müslüman olma şartı' bulunduğundan Mûsâ Sadr gibi bazı Şîî alimleri ikna ederek 'Nusayrîlerin Şîî Müslüman olduklarına dair' fetvalar aldı.